İğne ile ilgili korkularımı geride bıraktım. Zaten korkmazdım ama çok gergin oluyorum diyelim, şöyle ki:
Her dört ayda bir omuriliğin lomber 3-4 arasından 13 cm'lik, yoksa 9 cm'lik bir iğne ile giriş yapıyorlar. Bunun 8,5 cm'sini içeri itiyorlar. Kanala denk gelmişse bir seferde, gelmemişse gelene kadar giriş denemesi yapıyorlar. Bir defasında 13 kez denediler.
Yaklaşık 5-10 dakika iğne içeride kalıyor. Bunu çocuklarda anestezi altında yapıyorlarken yetişkinlerde deri üstüne uygulanan bir sprey sıkarak uyguluyorlar. Bugüne kadar sanırım 19-20 kez uygulandı. Aslında skopi (bu bir görüntüleme sistemi diyelim) ile bu işlemler daha kolay yapılabiliyor ama skopi cihazını boş bulmak ve randevu almak çok zor.
Tüm bunlara rağmen iğne girişini izle deseler izleyemem. Hatta damar yolu açılırken kan görmeye dahi dayanamıyorum. Bir-iki kez kendimden geçmişliğim var.
Son anı ile hikayemi tamamlayayım. Damar yolu açma işlemim çok sıkıntılı oluyor. Deneyimli bir hemşire değilse delik deşik oluyorum. Bir defasında damar yolu açılamayınca acil cerrahiye sevk edildim. Yoğun bakımda nöbetçi cerrahın bilek içinden damar yolu açacağı söylendi. Beni odaya alıp yeşil örtüyü kaldırınca bistüriler parıl parıl parladı. İşte o andan sonrasını hatırlamıyorum.

))
İşlem şuymuş: bilek içi neşter ile kesilecek, damar yolu öyle açılacak. Neyse ki cerrah doktor büyük bir ustalıkla buna gerek olmadan bilek içinden damar yolunu açıverdi. (Öğrendim ki, bilek içi daha çok acıtıyormuş)
İğneden korkmayın

)) Kendinize göre baş edebilme yöntemleri geliştirmeyi deneyin. Mesela benimki Chopin'den spring waltz dinlemek... İnanılmaz iyi geliyor.